26 Nisan 2026 Pazar

Yeniden

merhaba co;

nasılsın? umarım iyisindir. bugün uyandıktan sonra oturma odasına, annemin yanına gittim. öylesine sohbet ettiğimiz esnada konu konuyu açtı ve ezgi ile anıl hakkında ben yine konuşmaya başladım. ardından "anıl ile biz neyiz" videolarını belki 15. sefer izledim annem ile beraber. duygusal bir insanım biliyorum da o video boyunca gözlerim dolu dolu, tüylerim diken diken seyrettim. muhtemeldir ki kendimi bulduğum şeyler oluyor o video da ve aynı şekilde sanki hayatımda var olan insanlarmış gibi mutlulukları ile mutlu oluyorum. ondandır ki biraz yine geçmişi yad etmek adına öyle google da dolanıyordum. captain blues adı altında bir blog olduğunu biliyordum, ona bakarken bir anda kendimin de geçmişte bir şeyler karaladığını anımsadım ve okudum onları. tuhaf bir histi. şimdi müsadenle sana biraz içimi dökmek istiyorum. 

23 yaşımın ortalarından sesleniyorum şu an sana. buraya yazmayalı çok şey değişti hayatımda. Bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim en başında ardından "kırgınlık" diye bir blog yazmışım ya hani orada bahsettiğim X kişisi vardı, onunla ilgili anlatacaklarım var. ben buraya son yazmamdan sonra istanbul marmara üniversitesi bilgisayar programcılığını kazandım. orada 2 sene okudum. hızlıca geçmeyip detaylara giriyorum yüksek müsadenle.

2023, 6 şubat depremi, hepimizin hayatında büyük değişikliklere sebebiyet veren o gün. biliyorsun ki bende malatya da yaşıyorum ve etkilenen 11 il arasında bulunduğum şehir de vardı. şöyle ki o sene ben 3. kez sınava girecektim, 2. mezun senemdeydim yani. arf eğitim kurumlarında dershaneye gidiyordum. o gün haftasonuydu diye hatılıyorum, pazar olması lazım. malum X adlı kişi ile sohbetimiz o süreçte devam ediyordu. biz o kişiyle o gece as a bellow adlı korku. filmini izledik. gece 12-1 suları olması lazım seyrettiğimizde. şöyle de bir detay var ben yaklaşık bi 10 sene sonra ilk kez o gece korku filmi izlemiştim. ardıdan film bitti, baya kar yağışı olduğu için sonra ki gün dershanem tatil oldu ve ben o mutlulukla geç yatmaya karar verdim. o filmden sonra da after life adlı diziyi açmıştım. ondan 1-2 bölüm seyrettikten sonra uyumaya hazırlandım. o sırada hatırlıyorum saat 4.14 gibi bir şeydi. haliyle tam uykuya dalmadan depreme yakalandık. bu süreci birazcık geçiyorum, hatırlanmaya değecek anlar değildi malum. ardından biz istanbul'a abimin yanına gittik, ben 3. kez sınava istanbul da girdim. bu süreçte sanırım durumun ehemmiyetinden dolayı, evde olmama ve birisinin benimle ilgilenmesinin hoşluğu ile biz bu X adlı kişi ile bir yola çıktık. inanır mısın nasıl oldu, nasıl gelişti bilmiyorum ama oldu işte. kalbin kendine has sebepleri vardır ya hani, o misal. ardından dediğim gibi ben üniversiteyi orada kazandım, bu kişi bulgaristandan geri babasının evine istanbula döndü. ilişki anlamında huzursuzluklar olsa da çok güzel 2 seneyi paylaştık. yeri geldi güldük yeri geldi ağladık. ve itiraf ediyorum ben belki de toyluğumdan olsa gerek fazla çocukça şeyler yapıyordum. bazen düşününce katlanması zor bir kişiliktim. ancak kendimde ki kusurları ne kadar fark etsem de bir türlü olduramadığımzı şeyler vardı. hayattan beklentilerimiz farklıydı özünde. bunu ne kadar görmek istemesek de sürekli önümüze bir şekilde çıkıyordu. son nokta ise 17 eylül 18.49 da gerçekleşti. ben tekrardan aile evime dönmek durumunda kaldım. üniversiteyi burada kazandım, hiç istemediğim o şey oldu. dgs sınavından istediğim başarıyı elde edemedim ve burada lisans eğitimime devam ediyorum. o süreçte uzak olmanın va o kaçtığımız şeylerin önümüze düşmesini bu kez inkar etmeden yollarımızı ayırma kararı verdik. esasında o verdi, ben istemedim ama üstünden geçen süreçte bunu yapmasının ikimiz için de en doğru karar olduğunun farkına vardım. ona bizzat edemesem de, burdan teşekkürlerimi iletiyorum ona. güzel şeyler paylaştık, yüzümü gülümsettiği her an için ona minnetarım. umarım ömrü boyunca çiçekli yollardan yürümek nasip olur. 

öyle işte, baktım ki ondan bahsettiğim bir yazı varmış, bu detayları da anlatmak istedim. bir de şunu fark ettim "anne" diye yazdığım yazıda annemsiz adım atamadığımı söylemişim. hala anneme çok düşkünüm, hala içimdeki o küçük kız çocuğunu yaşatmak için elimden geleni yapıyorum ama büyüdüm co, bunu belirtmeliyim. 2 sene tek başıma istanbul gibi bir şehire yaşamak bana bir olgunluk kattı inkar edemem. ki ben zaten maalesef her zaman yaşıtlarımdan olgun birisiydim. aslında maalesef değil ya iyi ki de öyleydim. çünkü her geçen gün bu çağa ait olmadığımı hissediyorum. 

geçtiğimzi eylül ayında yaşadığım o ayrılıktan sonra yaklaşık 1 aylık bir depresyon süreci yaşadım. inanır mısın bende kendimi ilk kez o kadar güçsüz gördüm. esasında mevlananın, 'onsuz olamam deme, seni onsuz da yaşatırım' cümlesinin örneğini teşkil ediyordum. yaşayamayacağımı düşündüğüm günlerin yarınından yazıyorum sana. yaşanıyormuş albayım (bu aralar poyraz karayel izliyorum da :p ) ama o 1 aylık süreçte ben benden bir şeyler kaybettim, yitirdim ve şu an sanki bir daha o hisleri yaşayamayacakmışım gibi geliyor. bunu şöyle örneklendireyim, artık daha az heyecanlanıyorum, dışarı çıkmaya alıştığım dönemde yine sadece evde olmak istediğim günlere geri döndüm. ama en önemlisi bir daha birisini sevemeyecekmiş gibi hissediyorum. bugün sabah annemle sohbet ettik demiştim ya hani. onun konusu da buydu aslında. öyle günümüz gençleri gibi daldan dala konan birisi değilim ben anlamışsındır, bir arayışta da asla değilim ama bazen bu his beni çok bunaltıyor. 

çok insan tanıdım yeni üniversitem sayesinde, yine malatya da tanıdığım kıymetli bir arkadaşım oldu. hatta bizzat bana açılmak olarak yaklaşan insanlar da oldu. hatta bir şey diyeyim mi sana, eylül ayında anneme bunu söylemiştim. anne ben çok mu çirkinim, neden kimse benimle konuşmuyor diye. aslında belki enerji olarak bunu çektim üstüme ama keşke çekmeseydim. çünkü insanların küstahlığı fazlasıyla canımı sıkıyor. ya nasıl desem ben denk geliş sonucu tanıştığım biriyle arkadaşlıktan sonra yaşayacaksam bir şeyler yaşamak istiyorum. insanlar elbette karşılıklı olarak birbirini beğenebilir ama direkt o amaçla insanların birbirine yaklaşması hiç benlik şeyler değil. bundan dolayı karşı cinsin davranışlarını kestiremiyorum, kendimi evime atıyorum en hızlı şekilde. çünkü burada bana zarar veren hiçbir şey yok. kitaplarım, yatağım, yastığım, filmlerim, dizilerim, oyunlarım ve en önemlisi ailem var. onların yanında şu an sadece kendimi ait hissediyorum. 

inkar etmeyeceğim şimdi, evet bir daha sevemecek gibi hissediyorum, bir daha birisine aşık olmak ihtimali bana çok uzak geliyor. belki de bunu koruma mekanizması ile yapıyorum bunu gerçekten bilmiyorum. ama bazen mutlu insanları gördüğüm zaman da içimin cız etmediğini söylemek doğru olmaz. bende açıkçası çok yakın arkadaşım olan, aynı hobileri paylaştığım bir insanla hayatımı paylaşmak isterdim. birbirimizi dibe çekmeyip, yukarı taşıyacağımız bir ilişki. ve birbirimiz ile geçirilen vaktin kıymetini bilen şekilde. bugün tam olarak bunu düşündüm, hani insanlar bazen ağzıdan çıkan cümleleri yaşarlar ya. şöyle örnek vereyim, tavşan dişli birisini beğendiğini düşünelim. ileride hayatını paylaştığı kişi tavşan dişli olabiliyor ya hani. bundan bahsediyorum işte. bazen açıkçası üzülüyorum buna. bende ağzımdan çıkan cümleleri yaşamak isterdim. istanbulda okumak, benzer hobiler taşıdığım insanlarla iletişim kurmak. illa ilişkisel söylemiyorum, çünkü yakın kız arkadaş eksiliği de yaşıyorum ve bunun başlıca nedeni okuduğum bölüm de olsa ben günümüz insanları ile kafa yapısı olarak uyuşamıyorum. bazen hep yalnız olacakmışım ve yalnız ölecekmişim gibi geliyor. 

belki buraya yazdığım bu yazıyı da birkaç sene sonra okuduğum zaman bunları gülerek, etrafımda benim gibi insanlar biriktirmiş olarak okurum ve o gelecekte umarım mutluyumdur. şimdi hatta uzun süredir ertelediğim, 5 sene sonraya mektubumu yazacağım. umarım gönlümden geçenleri yaşadığım bir gelecek beni bekliyordur. 

sana en önemli gelişmeyi söylemeyi unuttum. hayatımın tam orta noktasına oturan ve sevgisiyle beni hayata bağlayan bir yeğenim var artık. her şeye inat onun için bu dünyayı güzelleştirmeye devam etmek istiyorum, kendi payıma düşen şekilde. 

öyle işte co, benden bu kadar sanırım. kendine iyi bak.
luv uu (:

Yeniden

merhaba co; nasılsın? umarım iyisindir. bugün uyandıktan sonra oturma odasına, annemin yanına gittim. öylesine sohbet ettiğimiz esnada konu ...