27 Temmuz 2022 Çarşamba

kırgınlık

selam, yine ben. 

buraya çok fazla yazı yazdım ilk attığım yazıdan beri ama hem atmaya cesaretim olmadı hem bahçe evimizde internet problemi olduğu için çoğu şeyi içime gömdüm. yazıları da tuz buz ettim denebilir.

bugün de şuan sabah 10 sularında artık içim içimi kemirirken telefonumun internetine bağlanıp içimi boşaltmak istedim. 

ömrümün en zor günlerini yaşıyor olabilirim şu sıralar. üniversite sınavının sonucu umduğum ve istediğim gibi gelmedi. minik çaplı bir şok yaşadım, şu sıralar da kendimi toparlama evresindeyim. ama bu toparlama evresinde beni en çok zorlayan şey yanımda olduğunu düşündüğüm insanların parmak şıklatırcasına yanımdan yok olması oldu. 

şuan beni en büyük şoka uğratan kişiyi size kimlik vermeden açıklayacağım. yaptığı hareketler neticesinde beni haklı bulacağınızı umuyorum. en azından ummak istiyorum. 

arkadaşlığımız şubat ayında başladı, anonim bir site üzerinden rastgele tanıştık. çoğu yönümüz birbirimize benzediği için bu arkadaşlığı anonimden çıkartmaya karar verdik. ardından Instagram adreslerimizi birbirimiz ile paylaştık. o zamanalar ya şubatın son haftası ya da martın ilk haftası olması lazım. en başta da söylediğim gibi üniversite sınavına girdim, bundan kaynaklı sosyal medya hesaplarımı kapatma kararı aldım, derslerime mani olmaması adına. o sırada içim buruk ayrılıyorum ama bir yanım da sohbetini çok sevdiği için numarasını ya da başka bir şey teklif etmesini umdu. öyle olmadı, olmaması da normaldi aslında 2 haftadır konuştuğun insana numaranı ya da başka bir sosyal mecranı teklif etsen kınanırsın zaten. sadece bir beklenti oldu benim için. ardından vedalaştık, ne kadar vedalaşmış olsak da aklım kaldı denebilir. anonim bir hesabım vardı ınstagram'da dersler ve birkaç beğendiğim kişi için kullandığım. vedanın ardından 1 gün geçmedi bile herhalde, o anonim hesabımdan yazdım. kendimi de baya aştım esasında pek yapacağım hareketler değil. saatler sonra yanıt aldım. konuşmaya devam ettik. sohbet muhabbet bir şekilde akıyordu. başta derslerimi aksatmadım ama ileriki süreçlerde beraber film/dizi izleme etkinlikleri ufaktan derslerime mani olmaya başladı. ama tabiki karşı tarafı suçlamıyorum, bu benden kaynaklıydı. insan sınav sürecinde etkinliklere çok fazla istekli oluyor. neyse neyse en son ınstagram üzerinden mesajlaşmak yordu, arada kasmasından kaynaklı. numaralarımızı verdik birbirimize sohbeti wp'ye taşıdık. bu süreçte arkadaşlığını ve insanlığını çok beğendiğim için sosyal mecralardan (twitter gibi) takibe aldım. verdiğim değerden kaynaklı hakkında bir şeyler öğrenmek istedim. az buçuk yardımcı oldu. neyse efenim bu sohbet uzun bir süre devam etti ta ki mayıs 17de ben ortalardan kaybola kadar. artık kafama baya dank etti ve herkesle (ailem de dahil) iletişimi kesip kendimi derslerime verdim. günde 16-17 saate kadar çıktım, uyku hak getire.  mayıs 17den haziran 20ye kadar ortalardan kayboldum, telefonumu neredeyse hi çelime almadım. açıklama yapmadan ortadan kaybolmam belki garip ve yanlış oldu ama sınavım için bunu yapmam gerekiyordu. haziran 20ye gelelim tekrardan bu arkadaşım ile konuşmaya başladık. yakınlığımızdan hiçbir şey eksilmemişti. ama ister istemez minik de olsa bir soğukluk girmişti. ikimiz de kendi evlerimizde olduğum için birbirimize bolca vakit ayırabiliyorduk, bir şey izlemek için, sohbet muhabbet etmek için falan. ben anneme de bahsetmiştim zaten ondan 'X' ile konuşuyorum diyince rahatsızlık vermiyorlardı. neyse efenim ardından karşı taraf 'X' kişisi şehir dışına çıktı, belli ziyaretler ve tatil için. benden ondan birkaç gün sonra memlekete, bahçe evimize geldim zaten. işte olayların patladığı yer tam olarak bu zamanlar. kendisi yakın çevresi ile çokça vakit geçirmeye başlayınca a buz değil baya baya beni geri plana hattı. gözlük aldım, kendisi aldığı zaman ben seçimine yardımcı olurken aldığım gözlüğün modelini bile sormadı. birlikte izlediğimiz diziye bensiz devam etti falan filan. ilk yazımda bahsettiğim gibi uçan kuşa bile alınan bir karaktere sahibim ve bunlar beni çok ama çok yıprattı dostluğumuza olan güvenim açısından. arka planda sorun ve problemler de devam ediyordu en son geri plana atılmaya dayanamadım ve araya mesafe koymak istedim kendimce. biraz resmi davrandım normal hallerime göre. bu arada o resmiyeti herkese taşıdığım çünkü bir kişi insanın duyguları ile oynayıp, onu kırınca başak insanlara da güveni zedeleniyor insanın. neyse efenim sonradan fark etti uzun bir mesaj yazdı 'eskisi gibi değilsin, sticker, random, resim hiç atmıyorsun. değiştin. uzun süredir farkındayım.sana vakit ayıramıyorum ama hep aklımdasın. benden kaynaklı ise kusura bakma. başka bir durum varsa da dinlemek isterim' tarzında bir yazıydı. bu yazıda tek gözlerimin odaklandığı cümle -uzun süredir farkındaydım- oldu. madem farkındaydın neden sormadın? neyse artık bir kıymeti de kalmadı nazarımda. sana vakit ayıramıyorum yazısı da etkiledi tabii, belli ki farkındaydı hal hareketlerinin. evet insanlık hali geç yazılabilir ve daha bir çok şey yaşanabilir burda ona da kızmıyorum. kapının önünde oturdum telefon çeksin ki mesajını göreyim, kaçırmayayım dedim 3, 4 günün ardından üşümeme ve telefon başında beklememe değmeyecek bir arkadaşlık olduğunu çok iyi analdım. hıı bak şeyi atladım o uzun mesajının ardından bende cevaben 'herkesle arama mesafe koydum, kimse iyi niyet ve samimiyetime değmiyor onu anladım. konuşmaya ara vermeyi bile düşündüm' gibi şeyler dedim. ardından birkaç bir şey sordu bende en son boşver ya buda her şey gibi gelir geçer dedim ve 'PEKİ SEN BİLİRSİN' yanıtını aldım. sonraki gün hiç konuşmadık. ondan sonraki gün yazdı ve afedersiniz ama küstahça hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye çalıştı. o tavırlarımdan salak bile anlardı kendisine kırgın olduğumu. ben kısa, soğuk ve isteksiz mesajlar yazmaya devam ettim. en sonra bomba patladı zaten, bir sabah uyandım ve sınav sonuçları açıklanmış. o sonuç beni yerle yeksan etti ve telefonu hiç elime almadım ailem ile konuşmak dışında. kimseye cevap vermedim. bu dediğim şahıs da 'sınav sonuçları açıklanmış, umarım sonuçların çok güzel gelmiştir' gibi bir yazı yazmıştı. diğer insanlar gibi ona da cevap vermedim, konuşmaya hiç mecalim yoktu. konuşmayı geç yeme içmeye yoktu, sonuç beni şok etti. insan emeklerinin karşılığını alamayınca çok yıpranıyor, bu hissi bilen vardır. aradan 2 gün falan geçti mesajına dönmediğim herkes bir daha yazdı ya da aradı ama o yazmadı. ki ben onun zor durumlarında, aile, okul, yurt dışı sıkıntılarında uzaktan da olsa hep destek olmaya çalıştım. gün boyu konuştuğun insan sınav sonucunumu 1 mesaj ile sorup, arından daha yazmayınca alındım haliyle. 18inden beri konuşmuyorum, bugün 10. gün ve bu 10 gün içinde kafam da ki taşlar çokça yerine oturdu. haddinden fazla değer vermişim. ve artık bitti, keşke tanımasaydım da bu hisler ile boğuşmak zorunda kalmasaydım diyorum. bu zor zamanımda yanımda olmayan, sınav sürecime bizzat şahit olup da yazmayan, ben burda mesaj gelir diye gecenin bir vaktine kapıda bekleyeyim o bir mesajı çok görsün. ne bileyim ya, bu sefer iyi bir arkadaşlık edineceğime inanmıştım. ama inanmamak ve böyle sağ gösterip sol vuran. insanlara kanmamak lazımmış onu çok ama çok iyi anladım. 

bu konuşmayı kestiğimiz süreçte kendisi ile olan mesajlarımı sonuna kadar okudum, sayfalarını inceledim insanlığını ve karakterini daha iyi anlamak ve hatam varsa şayet bilip, ona göre davranmak için ama incelemelerim arından ben meğersem 6 aydır esasında tanımadığım bir insan ile görüşüyormuşum. ikili arkadaşlık ya da sevgililik ilişkilerinde belli takıntılarım var saçma da olsa. abaza erkekleri hiç sevmem özellikle 'no context sexting' sayfasını takip eden. sonracığıma paylaşımlarını fark edilmek ve ilgi görmek için yapan.kız ise bolca erkek, erkek ile bolca kız takip eden insanları hiç sevmem. bir nevi ortamcı ve ilgi manyağı insanlar oluyor. ve son olarak takipçi sayısı takip edilen sayısından fazla olunca havalı olduğunu zanneden güruhdan nefret ama nefret ederim. birkaç arkadaşım öyleydi, uyardım ve fikrimi mantıklı bulup tanımadığı, belki lazım olur diye sayfasında ekli tuttuğu insanları çıkarttılar. kimseyi fikirlerimle etkilemek istemem ama çok aptalca bir şey. bu yazdıklarımın hepsi o 'X' kişisinde varmış ve bu 10 günlük süreçte bunu anladım. 6 ay boyunca fark etmememiş olmama kızdım. zaten böyle bir insandan ne bekleyebilirsin ki. kimseyi kınamak ve hareketlerine, takip ettiklerine vs göre kınamak istemem ama anlaşılıyor ya apaçık kız düşkünü bildiğimiz erkeklerden olduğu. neyse tanımadığım doslarım işin özü böyle işte haddinden fazla değer verdiğimi bu sınav sürecinde bana mani olsa bile hayatımda tuttuğum insanın bana yaptığı hareketler böyle idi. ufak kırgınlıklara da girersem eğer bardak çok feci taşar. bu kadar yeterli. artık hayatımdan çıkardım, ne kadar beni yıpratmış olsa da en azından kibar ve düşünceli birisiydi son 1 ay dışında. sınav sürecimde beni bekledi o ortadan kaybolduğum dönemde falan. bu anlattıklara göre duygusuz biri gibi gözükse de aslında duygusal bir insandı bana karşı. ama bu kırgınlıkların üstüne artık konuşmayacağım bir insan, çok yıprandım şu son1 ayda. kendini komple hayatımdan çıkaracağım. öyle olursa çoğu şey daha da kolaylaşır ikimiz için de. okumayacak olsa da kendisine yaşattığı güzel hisler ve desteği için çok teşekkür ediyorum. iyi yerlere gelmeyi hak eden bir insan ama arkadaşlığımız olmadan bu yolda devam etmeli. allah yolunu bahtını açık etsin inşallah. 

öyle işte dostlarım bugün 'X' şahısı üzerinden içimi dökmek istedim, azıcık da rahatladım denebilir. okuduysanız çok teşekkür ederim.

LUV U.

11 Temmuz 2022 Pazartesi

Merhaba. Bu camiaya fazla hakim değilim. Ama artık yalnızlığı doruklarda yaşarken, içimde ki hisleri bir yere dökmenin bana iyi geleceğini düşündüm. Site'yi daha önceden de takip ediyordum ancak yazılarımı paylaşma cesaretinde bulunamamıştım. Dün Captain Blues'dan gaza gelerek ne bekliyorsun, hadisene dedim kendime ve bende artık siteye giriş yapmış bulunuyorum. 

Kendimden biraz söz edip, geçmişime inicem müsadenizle. Ben deniz Ann Elric. 20 yaşında hayata tutunmaya çalışan bir gencim. Gelecek kaygısı ve karmaşasının içinde kaybolmuş, ne yapacağını bilmez bir vaziyetteyim açıkçası. Hayatımda çok fazla belirsizlik hakim. Kısa sürede artık taşların yerine oturmasını ve düzene girmesini umuyorum. Neyse neyse kendimi anlatmaya geçeyim.

Çok fazla duygusal, olabilecek en içine kapanık, en sulu gözlü, en alıngan (uçan kuşa bile alınan) ve kalabalıklardan çekinip, göze batmayı sevmeyen bir insanım. Haa ek olarak da aileme çok feci düşkünüm. Küçük bebekler gibi, onlar olmadan yapamıyorum. İlgi alanlarım amatörce çizim yapmak, dizi/film izlemek, bir şeyler dinlemek ve bir şeyler okumak. Hobi sayılır ise uyumaya da bayılırım. Ve amatörce olan çizim ilgimi de profesyonele taşımak istiyorum ama bu konuda kendime yüklenmek istemiyorum, içimden geldiğince ilerleyeceğim bir alan olsun istiyorum, öyle işte. Günümüz gençlerinden biraz farklı olarak da çok evcimen birisiyim. Evden çıkmayayım yeterli benim için. Kitaplarım, kalemim, oyuncaklarım, bilgisayarım ve ailem hayat döngüm için bana yeterli oluyor. 

Eğitim öğretim hayatından hep nefret ederdim, kendimi çok acındırmak istemiyorum ama lise hayatına kadar hatta lise 1 de dahil olacak şekilde hayatımda çok fazla zorbalık oldu. Bu zorbalıklar da beni içe kapanık bir hale getirdi. Lise zamanları biraz toparladım, çok güzel insanlar kazandım ama tabii başlarda yine zorbalığa uğramaktan korktuğum için hep mesafeliydim insanlara karşı. Gerçi hala da öyleyim, hayatıma yeni insan sokmakta çok fazla endişelerim var. 

Bu içe kapanık olma dönemim daha çok ortaokula başlangıç senem de taşınmamız ile gerçekleşti. İlkokulda az çok arkadaşım vardı, oyunlar oynardım ama orta okulda taşınmamız ile hayatım geriye doğru ilerledi. Daha fazla içine kapanık, parkta çocuk varsa asla çıkıp oynamayan, düz duvarı izlemeyi zevkli hale getiren bir insana evrildim. Açık konuşmak gerekirse bu içe dönüklük derslerime de yansımıştı ve çok başarılı bir öğrenci değildim. Ta ki teog gerçeği ile yüzleşene kadar. Neyse durun daha öncesini de azıcık anlatayım. Teog gerçeği ile yüzleşmemin öncesi orta 1, 2, 3ü okuduğum okulda hat safha da zorbalık gördüğüm için son sene artık bana ve aileme tak etti ve okulumu değiştirme kararı aldık. 20 yıllık ömrümde verdiğim en iyi kararlardan birisi olabilir. Ha orda tanıştığım insanlar hayatımda mı, hayır. Ama en azından karakterimi oturtmamda ve kendimi bulmamada çok yardımı olan bir okul oldu. Ve okula karşı minicik de olsa bakış açımı değiştirdikleri için çalışmaya başladım ve neticesinde güzel bir lise kazandım. Ve inanın benden hiç beklenmeyecek bir durumdu. Lise kazanmama bile şaşırdılar. Sonrasında lise hayatına giriş yaptım, başta kendimi herkesten korumaya çalıştım, kullanılmaktan korktuğum için ama neticesinde karşıma çıkan insanlar yüzümü güldürmeyi ve gerçek beni onlara yansıtmamı sağladılar. Tabii her güzel şeyin sonu olduğu gibi korona'nın hayatımıza girmesi ile yollarımız ayrıldı. Son sınıfta zaten yine okulumu değiştirdim, orada da geçmiş senelerde olduğu gibi çok mutlu olduğum söylenemez, boşu boşuna ortam değişikliğine gitmiş oldum. Ve neticesinde en azından zorunlu okumam gereken dönemi bitirmiş bulundum. 

Ayrıca şu detayı da eklemek istiyorum, liseyi okurken o ortamı ve insanları hiç özleyeceğimi zannetmezdim ama güzel dostlarım sayesinde bu düşüncemde yanılmış oldum ve şu an geçmişi düşününce özlediğimi fark ediyorum. 

'Lise son sınıfsın, son cumasının hüznü var içimde.'

Kendimle ilgili eklemek istediğim büyük detaylardan birisi de sevdiklerene her zaman çok düşkün ve bağlı bir çocuk olmuşumdur. Bundan ötürü ayrılıklar her zaman beni çok zorlar. Ama artık hayatın bir kanunu olduğunu anladığımdan beri buna alışmaya çalışıyorum. Ve bir de ben çok heyecanlı ve stresli bir çocuğum. Neden çocuk dedim, çünkü çocuk olmayı ve büyümemeyi çok seviyorum. Hala da büyümüş sayılmam; oyuncaklar ile oynamayı, yastığıma sarılıp uyumayı ve annemsiz bir yere gidememeyi başarmış değilim. Zaten herkesin ortak fikri olarak hala 'çocuk' damgasını da yiyorum sık sık.

Neyse neyse çok detaya daldım. stresli olduğumu belirtme sebebim bu sene 2. üniversite sınavıma girdim ve gerçekten stresli olmak çok yorucu bir şey. Sınava girmeden 1 hafta öncesi bende yok zaten. İstifralar hat safhada olan bir dönemdi. Zaten ufacık streste direk midem bulanır ve karnıma sancı girer. Ufacık stres abimin şehir dışından gelmesi ve ona olan derin özlemim bile olabiliyor. Gerisini siz düşünün artık. Hayatın her noktasında bu kadar heyecanlı ve stresli olmak gerçekten artık beni çok yıpratıyor. Şu aralar yine stresliyim, sınav sonuçlarının açıklanmasına az kaldı ve en başta dediğim gibi hayatımda belirsizliklerin çok fazla olması beni çok yıpratıyor. Umarım iyi olur. Bu yazıyı yazarak az da olsa stresimi hafifletmiş gibi hissettim kendimi :) 

Eğitim öğretim kısmını atlarsak hayatım yukarıda anlattıklarımdan fazlası değil pek. birkaç arkadaşı olan ama genel de yalnız ve içe kapanık bir çocuktum. Bundan kaynaklı galiba aileme olan düşkünlüğüm ve duygusal, sulu göz olmam. Ya bu arada gerçekten sulu göz olmak da çok yoruyor mutluyken, üzgünken, stresliyken, kızgınken hemen göz yaşlarım şıpır şıpır damlıyor. Stres ve sulu gözlülük açısından anneme çekmişim biraz. Bazen keşke babama çekseydim demiyor değilim. 

Okul öncesi dönemde de çok akıllı, sessiz sakin bir çocukmuşum anlatılanlara göre. Ağladığım anlar çok nadirmiş, birazcık da tombik bir çocukmuşum ama allahtan gittikçe zayıflamışım. Gerçi son 2 sene sınav stresinden biraz kilo almış olsam da, takmıyorum çok. Kilo değil mi, verilir bir şekilde. 

Daldan dala atladığım bir yazı oldu, yazsam daha anlatacak çok şey varda nasıl olsa artık beraberiz. Anlatacak çok zamanımız var. Umarım kendimi güzel bir şekilde anlatıp, açıklayabilmişimdir. vermediğim detaylar da vardı elbette ama dediğim gibi berlisizlikler gittikten sonra zamanla açıklayacağım her şeyi. 

Neyse, şimdilik bu kadar. Bu yazı da böyle burada kalsın. 

LUV U


Yeniden

merhaba co; nasılsın? umarım iyisindir. bugün uyandıktan sonra oturma odasına, annemin yanına gittim. öylesine sohbet ettiğimiz esnada konu ...