Merhaba. Bu camiaya fazla hakim değilim. Ama artık yalnızlığı doruklarda yaşarken, içimde ki hisleri bir yere dökmenin bana iyi geleceğini düşündüm. Site'yi daha önceden de takip ediyordum ancak yazılarımı paylaşma cesaretinde bulunamamıştım. Dün Captain Blues'dan gaza gelerek ne bekliyorsun, hadisene dedim kendime ve bende artık siteye giriş yapmış bulunuyorum.
Kendimden biraz söz edip, geçmişime inicem müsadenizle. Ben deniz Ann Elric. 20 yaşında hayata tutunmaya çalışan bir gencim. Gelecek kaygısı ve karmaşasının içinde kaybolmuş, ne yapacağını bilmez bir vaziyetteyim açıkçası. Hayatımda çok fazla belirsizlik hakim. Kısa sürede artık taşların yerine oturmasını ve düzene girmesini umuyorum. Neyse neyse kendimi anlatmaya geçeyim.
Çok fazla duygusal, olabilecek en içine kapanık, en sulu gözlü, en alıngan (uçan kuşa bile alınan) ve kalabalıklardan çekinip, göze batmayı sevmeyen bir insanım. Haa ek olarak da aileme çok feci düşkünüm. Küçük bebekler gibi, onlar olmadan yapamıyorum. İlgi alanlarım amatörce çizim yapmak, dizi/film izlemek, bir şeyler dinlemek ve bir şeyler okumak. Hobi sayılır ise uyumaya da bayılırım. Ve amatörce olan çizim ilgimi de profesyonele taşımak istiyorum ama bu konuda kendime yüklenmek istemiyorum, içimden geldiğince ilerleyeceğim bir alan olsun istiyorum, öyle işte. Günümüz gençlerinden biraz farklı olarak da çok evcimen birisiyim. Evden çıkmayayım yeterli benim için. Kitaplarım, kalemim, oyuncaklarım, bilgisayarım ve ailem hayat döngüm için bana yeterli oluyor.
Eğitim öğretim hayatından hep nefret ederdim, kendimi çok acındırmak istemiyorum ama lise hayatına kadar hatta lise 1 de dahil olacak şekilde hayatımda çok fazla zorbalık oldu. Bu zorbalıklar da beni içe kapanık bir hale getirdi. Lise zamanları biraz toparladım, çok güzel insanlar kazandım ama tabii başlarda yine zorbalığa uğramaktan korktuğum için hep mesafeliydim insanlara karşı. Gerçi hala da öyleyim, hayatıma yeni insan sokmakta çok fazla endişelerim var.
Bu içe kapanık olma dönemim daha çok ortaokula başlangıç senem de taşınmamız ile gerçekleşti. İlkokulda az çok arkadaşım vardı, oyunlar oynardım ama orta okulda taşınmamız ile hayatım geriye doğru ilerledi. Daha fazla içine kapanık, parkta çocuk varsa asla çıkıp oynamayan, düz duvarı izlemeyi zevkli hale getiren bir insana evrildim. Açık konuşmak gerekirse bu içe dönüklük derslerime de yansımıştı ve çok başarılı bir öğrenci değildim. Ta ki teog gerçeği ile yüzleşene kadar. Neyse durun daha öncesini de azıcık anlatayım. Teog gerçeği ile yüzleşmemin öncesi orta 1, 2, 3ü okuduğum okulda hat safha da zorbalık gördüğüm için son sene artık bana ve aileme tak etti ve okulumu değiştirme kararı aldık. 20 yıllık ömrümde verdiğim en iyi kararlardan birisi olabilir. Ha orda tanıştığım insanlar hayatımda mı, hayır. Ama en azından karakterimi oturtmamda ve kendimi bulmamada çok yardımı olan bir okul oldu. Ve okula karşı minicik de olsa bakış açımı değiştirdikleri için çalışmaya başladım ve neticesinde güzel bir lise kazandım. Ve inanın benden hiç beklenmeyecek bir durumdu. Lise kazanmama bile şaşırdılar. Sonrasında lise hayatına giriş yaptım, başta kendimi herkesten korumaya çalıştım, kullanılmaktan korktuğum için ama neticesinde karşıma çıkan insanlar yüzümü güldürmeyi ve gerçek beni onlara yansıtmamı sağladılar. Tabii her güzel şeyin sonu olduğu gibi korona'nın hayatımıza girmesi ile yollarımız ayrıldı. Son sınıfta zaten yine okulumu değiştirdim, orada da geçmiş senelerde olduğu gibi çok mutlu olduğum söylenemez, boşu boşuna ortam değişikliğine gitmiş oldum. Ve neticesinde en azından zorunlu okumam gereken dönemi bitirmiş bulundum.
Ayrıca şu detayı da eklemek istiyorum, liseyi okurken o ortamı ve insanları hiç özleyeceğimi zannetmezdim ama güzel dostlarım sayesinde bu düşüncemde yanılmış oldum ve şu an geçmişi düşününce özlediğimi fark ediyorum.
'Lise son sınıfsın, son cumasının hüznü var içimde.'
Kendimle ilgili eklemek istediğim büyük detaylardan birisi de sevdiklerene her zaman çok düşkün ve bağlı bir çocuk olmuşumdur. Bundan ötürü ayrılıklar her zaman beni çok zorlar. Ama artık hayatın bir kanunu olduğunu anladığımdan beri buna alışmaya çalışıyorum. Ve bir de ben çok heyecanlı ve stresli bir çocuğum. Neden çocuk dedim, çünkü çocuk olmayı ve büyümemeyi çok seviyorum. Hala da büyümüş sayılmam; oyuncaklar ile oynamayı, yastığıma sarılıp uyumayı ve annemsiz bir yere gidememeyi başarmış değilim. Zaten herkesin ortak fikri olarak hala 'çocuk' damgasını da yiyorum sık sık.
Neyse neyse çok detaya daldım. stresli olduğumu belirtme sebebim bu sene 2. üniversite sınavıma girdim ve gerçekten stresli olmak çok yorucu bir şey. Sınava girmeden 1 hafta öncesi bende yok zaten. İstifralar hat safhada olan bir dönemdi. Zaten ufacık streste direk midem bulanır ve karnıma sancı girer. Ufacık stres abimin şehir dışından gelmesi ve ona olan derin özlemim bile olabiliyor. Gerisini siz düşünün artık. Hayatın her noktasında bu kadar heyecanlı ve stresli olmak gerçekten artık beni çok yıpratıyor. Şu aralar yine stresliyim, sınav sonuçlarının açıklanmasına az kaldı ve en başta dediğim gibi hayatımda belirsizliklerin çok fazla olması beni çok yıpratıyor. Umarım iyi olur. Bu yazıyı yazarak az da olsa stresimi hafifletmiş gibi hissettim kendimi :)
Eğitim öğretim kısmını atlarsak hayatım yukarıda anlattıklarımdan fazlası değil pek. birkaç arkadaşı olan ama genel de yalnız ve içe kapanık bir çocuktum. Bundan kaynaklı galiba aileme olan düşkünlüğüm ve duygusal, sulu göz olmam. Ya bu arada gerçekten sulu göz olmak da çok yoruyor mutluyken, üzgünken, stresliyken, kızgınken hemen göz yaşlarım şıpır şıpır damlıyor. Stres ve sulu gözlülük açısından anneme çekmişim biraz. Bazen keşke babama çekseydim demiyor değilim.
Okul öncesi dönemde de çok akıllı, sessiz sakin bir çocukmuşum anlatılanlara göre. Ağladığım anlar çok nadirmiş, birazcık da tombik bir çocukmuşum ama allahtan gittikçe zayıflamışım. Gerçi son 2 sene sınav stresinden biraz kilo almış olsam da, takmıyorum çok. Kilo değil mi, verilir bir şekilde.
Daldan dala atladığım bir yazı oldu, yazsam daha anlatacak çok şey varda nasıl olsa artık beraberiz. Anlatacak çok zamanımız var. Umarım kendimi güzel bir şekilde anlatıp, açıklayabilmişimdir. vermediğim detaylar da vardı elbette ama dediğim gibi berlisizlikler gittikten sonra zamanla açıklayacağım her şeyi.
Neyse, şimdilik bu kadar. Bu yazı da böyle burada kalsın.
LUV U
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder