Selam kırgınlıklarım.
söze nasıl başlanır, ne yazılır pek bilmesem de spontane giricem galiba. şu an kalbim çok acıyor. kendimi çok eksik ve yarım hissediyorum. genel de böyle zamanlarda sana sığındığım ve içimi döktüğüm için özür dilerim. mutluluklarımı değil de üzüntülerimi kalıcı kıldığım için de kendime kızgınım.
sana yazmadığım günden beri o kadar çok şey oldu ki bunları dile getirmek bile canımı acıtıyor. çok büyük bir deprem yaşadık ve ülkenin 4te 1i bu felaketten etkilendi. maalesef bende o depremi bizzat yaşayanlar arasındaydım. ama yine de şükürler olsun ki bende ve ailemde bir şey yok. yakınlarımıza da bir şey olmadı. sadece evimiz biraz zarar gördü o kadar. ama o da halledilemeyecek bir problem değil.
bu süreçte annem çok yıprandı ve ben onun yanında olmak yerine hep karşısında durdum. desteğimi ona hiç gösteremedim. bunun için çok pişmanım. 26 şubatı başlangıç saydık pek bir netlik olmasa da o gün Beytullah ile sevgili olduk. Ve benim kendimi tanıyamadığım döneme giriş yaptık. o günden beri ben bambaşka bir insana evrildim. hedeflerim, ideallerim, düşüncelerim çok değişti. bu kadar köklü bir değişimi ben bile tahmin etmiyordum kendimde. bir insanın beni bu denli etkileyeceğini ve kararlarımda aklıma ilk gelenin birisi olacağını hiç düşünemezdim, ama oluyormuş.
bugün ki kırgınlığım ise bundan yana. kırgınlık demeyelim de pişmanlık. ve galiba pişmanlık duygusunu ilk defa bu kadar derin yaşıyorum. bu süreçte annemle birbirimizden çok uzaklaştık. hatta o kişi için kavgalar da ettik, birbirimize küstük de. ve ben birisi için annemle böyle olacağımı hiç sanmazdım. ben anneme yalan söylemeye, onun o saf kalbini kandırmaya korkarken o kişi için anneme söylediğim hiçbir cümle gerçek olmadı. yalanlar silsilesi var şu an aramızda ve bu bana kendimi iğrenç hissettiriyor.
bugün yaşanan farkındalık ve pişmanlık ise şunun üstüne oldu. Beytullah yolda giderken bana ses kaydı attı. annesi ile olan anılarını anlattığı ve ona karşı olan özlemini dile getirdiği bir mesajdı. şu an onun yanına gitmek için elinden gelen her şeyi yapacağını anladım sesinden. annesinden bahsederken ki ses titremesinden ona olan sevgisini çok net hissettim. ve mesafelerin onu çok yıprattığını anladım. ama daha çok ben onun hayatına girdiğimden beri annesine eskisi gibi yakın olamadığını anladım. ve bu durumun onun canını acıttığını, pişmanlık uyandırdığını içimde o kadar derin hissettim ki hala o ses titremesi aklıma geldikçe canım çok yanıyor.
durum şöyle ki, evet üzüldüm onun için ama kendimde yaşanan aydınlanma canımı daha çok yaktı. o uzaktayken annesine umduğu değeri gösteremezken ben yanındayken yabancı oldum anneme. bunun farkına varmak bir yumru oldu ve oturdu boğazıma. aldığım nefes bile sanki boğazımı kesiyor gibi hissediyorum.
Beytullah gelecek ile ilgili senaryolarını anlatınca kendimden çok utandım. bir an önce annesine kavuşmak, dizine yatıp tekrardan bir şeyler izlemek, mutfakta onunla yine yemekler yapmak istiyor. onu bir daha bu kadar özleyemeyeceği kadar sıkı sarılmak istiyor. bir daha ondan bu kadar uzaklaşmak istemiyor, hep yanında olmak istiyor ve yaşantısını ona göre ilerletmeyi planlıyor. uzaktan yabancı bi göz olarak bakınca onunla o kadar gurur duydum ki anlatamam. her annenin isteyeceği bir evlat çünkü. ama bir yandan da o istekleri bi bıçak darbesi gibi beni en hassas yerlerimden yaraladı. düşününce Beytullah ile işler biraz daha ciddileşince yani sevgili olunca ben ailemden çok uzaklaştım. isteklerimi ve hayatımın zeminini aileme yönelik değil de ona göre kurmaya başladım. ne bileyim o gün gün içinde yaşadığım her şeyi anneme anlatırken, gün içinde saatlerce sohbet ederken ben 2 aydır annemle yan yana oturmadım. ya da ailemden çok uzağa gidemeyeceğimi, yapamayacağımı düşünürken şimdi Beytullah ile yakın olacağım bir konumu düşlemeye başladım. o annesine kavuşmak, yakın olmak isterken benim annemden uzaklaşmaya çalışıyorum ve bu çok ama çok acı ve nankörce.
ona kızamam asla çünkü bir insanın hayatta en değer verdiği şey ailesi olmalı. ne yaparsan yap sana kalacak olan ve seni terk etmeyecek olan tek bağ o çünkü. ama ben kendimden o kadar uzaklaşmışım ki varken yok olmuşum. hem kendime hem aileme bir yabancı olmuşum. annem seni tanıyamıyorum dediğinde ağırıma gitmişti ama bugün o gerçek ile öyle bir yüzleştim ki ben bambaşka bir insan olmuşum. gün içinde saatlerce onun ile telefonda konuşmam, mesajlaşmam onun olmadığı zamanlarda bile onu düşünmem. ailem ile yan yanayken ortamdan keyif almak için çabalamayıp onu düşünmem. bir an önce onun ile olan bir geleceğe adım atmak istemem. bu benim tanıdığım Senaya ait düşünceler değil. ben bu insanı tanıyamıyorum. o Sena annesi çok saf bir kalbe sahip olduğu için ve herkese inandığı için ona kızarken ve yalan söylendiğinde çok sinirlenirken şu an bizzat kendisi yalanlardan ibaret oldu. ya da ne bileyim annesinden ayrı kalmayı düşünemezken şimdi ondan uzaklaşmak için zaman kolluyor olması. bu düşünceler artık canımı çok yakmaya başladı. bir insan için bu kadar değişiyor olmam beni çok korkutuyor. şimdiye kadar ona dair hiçbir pişmanlık yaşamazken şu an baştan sona ona karşı kurduğum düşünceler pişmanlıktan ibaret. üzülmek ya da kırılmak değil de onun ailesi ile kavuşmak için can atarken benim ailemden kopup ona kavuşmak için can atmam taşları daha zeminden yamuklaştırıyor.
aslına bakarsak geriye gidip düşününce bile yaptığımız kavgalar, tartışmalar, benim sitemlerimin temelinde bu olay yatıyor. sevgili ile yakınlarının ayrımını çok güzel yapabilen ve o dengeyi çok mantıklı kuran birisi ile o dengeyi asla kuramayan, her an onu düşünen ve ondan ilgi bekleyen birisinin çakışması çok olası. böyle bir durumda birbirimizi anlamıyor olmamız da çok olağan zaten. dediği gibi ben bu tür düşüncelerde fazla ergenim galiba. ve haddinden fazla fedakarlıkta bulunan bir insanım. ben sevgiyi objelerde arıyorum sanırım ve insanlara da öyle gösteriyorum. maddi açıdan yanında olduğumu hissettirme çabam, fazla ileriye dönük hayaller kurmam, derslerimi sevdiğim insanları o istemediği halde geri plana atmam sevgimi gösterip kanıtlama çabam hepsi başlı başına çok yanlış. ve bu yanlışın farkına onun hayallerini duyunca varmam daha da kötü.
ne yapacağım, ne edeceğim bilmiyorum ama kendimi ona karşı frenlemem gerektiği çok aşikar. ve düşünceler açısından büyümem gerektiği de çok bariz ortada. 1 sene bilmem ne kadar zamandır hayatımda olan bir insanı aileme tercih etmem, hiç ayrılamayacakmışız gibi geleceğe dönük hayaller kurmam, hayatımın her anına dahil etmem falan ne bileyim hepsi o kadar saçma, yanlış ve çocukça ki keşke bunun farkına başından varmış olsaydım.
bu yönden kendimi dizginlemek istememin en temel sebebi ise, o şu an ailesinden, sevdiklerinden uzakta ve bana ayıracak vakti kolayca bulabilirken hatta belki o vakitlerde yalnız olduğu için keyif alırken ben ailemin, sevdiklerimin yanında olduğum halde ve hatta bir sürü sorumluluğum, yapmam gereken şey varken ben hepsini boşverip ona yönelik bir hayat sürüyorum. bunu asla o istemiyor tamamen benim salaklığım. ama yarın ailesinin yanına taşındığı zaman bu dengelerin zıt işleyeceğine çok emin olduğum için o zamanlar canımın fazla yanmaması için benim kendimi frenlemem lazım. büyümem lazım. canımın yanmasından çok korkuyorum çünkü.
bu iç dökmede en çok annemden, yoldaşımdan, sırdaşımdan, arkadaşımdan özür diliyorum. bizi birbirimize bu kadar uzak kıldığım için. hayatıma giren bir insan için sana karşı bu kadar köklü değiştiğim için çok pişmanım. umarım tekrardan sana eski Sena gibi hissettirebilirim. ve umarım bu yanlışlarım için beni affedebilirsin. sen her zaman benim önceliğim, sonsuzum ve vazgeçilmezim olacaksın. hep dediğim gibi ilk ve son aşkım sensin benim. ve yine sana söz veriyorum hiç kimse için senden vazgeçmeyeceğim. sana senden vazgeçecekmişim gibi hissettirdiğim için defalarca kez özür dilerim annem.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder